Seiteninhalt
Başınızdan geçen anılarınızı lütfen bize gönderiniz, burada yayınlayalım.
20-12-09 20:32
tarla içarı ve kivrem
Babam köyde bulunan tarlalarımızı, bir kaç seneliğine kirvem Abbas Arıca'ya icara verdi, Aklına ne geldide de benden başka gönderecek kimseyi bulamadı ise bir gün, tarların biçilme zamanı idi,oğlum sen köye git kirvenle görüş hakkımıza ne düşüyorsa getir dedi.
Bu arada ben 15-16 yaşında orta okul öğrencisiyim, biletimi babam aldı beni otobüse bindirdi, Kayseriye oradan Karpınarlı Rahmetlik Devriş in şitayır otobüsü ile köye geldim. Kirvemle görüştüm babamın selamlarını ilettim, kirvem Abbas'da benim geldiğime sevindi mi sevinmedi mi bilemiyorum.
Ama hoş beş ten sonra bel istersen bizde kal dedi, bende Yok sağ ol amcam gilde kalacağım dedim o zaman sabahleyin erken saatte bize gel dedi ben de ne diyecek diye, sabah erken saatte kalktım kapısına vardım; kirvem Abbas kalkmış atı koşumuş arabaya bağlamış her şeyi hazırlamış sanki beni bekliyoymuş gibi bir hali vardı.
Beni görünce hoş geldin, hadi gidiyoruz dedi ve beni arabaya aldı, ben nereye gittiğimizi yolu yarılayınca ve arabanın içersinde anadut, yaba ve dirgeni görnce anladım, meğer beni bizim tarlaya götürüyormuş ama iş işten geçmiş idi büyüklerimize karşı o zamanlar sesimizi yükseltmemiz dahi söz konusu olamazdı.
Sesimi çıkartamadım ve gittik üç dört gün tarlada ve harman yerinde birlikte çalıştık .Ben rençberliği bilmediğim ve bana göre o yaşımda zor geldiği için herhalde, kaytarmaya karar verdim ,harman yerindeki sap yığınının arasına saklandım,kirvem beni arıyor. burada söyleyemem ağzına geleni sayıyor.
(köyümüzde ireşber)
ağzını bilirsiniz ulan nirdeysen çık ,gel seni çalıştırmıyacam diyor,elinde dirgen ile sapların arasında bir taraftanda beni arıyor bir taraftan homurdanıyor. en kirvemi görüyorum ancak o beni göremiyor ben de, beni bulamaz sevdası içerisinde sonumu düşünürken dirgenin uç kısmı ayağıma değdi, adam uzman dirgenin nereye değdiğini,sapların arasında bu sert cismin ne olduğunu öğrenmek için orayı açtı ve beni orada buldu ve çıkarttı bana burda çalışmayacaksan niye geldin gibi bazı sözler ile beni iyice utandırdı ve tembihledikten sonra bunun üzerine ben kirvemin yüzüne utancımdan Tarsus'a dönünceye kadar bakamadım.
Bu da benim köyde geçen çocukluk çağımızdaki bir unutamadığım anım. Kirvem'e Allahtan rahmet ailesine sabırlar ve metanetler dilerim.
Mustafa YILMAZ
Mahmut Hoca ile Adile Abla;
Muzaffer Doğan anlatıyor,
Bir gün, bizim Mahmut hocayla bizim evde bir kaç bardak aldık.
Bizim Mahmut hoca haydi bizim eve gidelim dedi! Bende haydi gidelim dedim! Velasıl kelam bizim Mahmut hocanın evine geldik. Biz masayı hazırladık, ama bizim Adile abla bu ara da ki, kır ki kır gülüyor bana diyor ki, bu senin Mahmut hoca seninle içmez diyor.
Bu arada, bizim Mahmut hoca demez mi ben yatacağım!
Ben de ne yaptım?
Kapının arkasına oturdun bunu yatmaya göndermedim. Bizim Mahmut hoca şeytanlık düşünmüş bana demez mi?
Haydi, seninle bir çorba içmeye gidelim; bende haydi gidelim dedim. Bu arada bizim Adile ablaya gözaltından işmar etmiş.
Benim kapıya çıktık, biraz gittik;
bir, şeytanlık Gine döşünmüş bu Mahmut hoca ben biraz önden giderken bir baktım ki bizim Mahmut hoca tabanları yağlamış, bir kaçıyor arkasından hiç kimse yetişemezmiş eve girdi hemen kapıları kilitledi.
bir de zili de kapatmış, bizim Adile ablaya diyormuş ki aman kapıları açma Muzaffer gelmeden yatalım diyormuş. Bizim Mahmut hoca böyle bir beni gece hayati yaşattı bana!
Mahmut hoca, Secati ağabeyim Adile Güldane abla sevgilerle özür dilerim Secati ağabeyiden ve Güldane ablamdan!!!
Garabey Dogan'la Abbas Arıca'nın bir Anısı
Şimdi onlar yok anıları kaldı. her ikisinede Allah Rahmet eylesin, Nur içinde yatsınlar.
‘’Babam'la Abbas Dayımın bir Anısı’’
Babamla, Abbas dayının Adanada bir anısını babam şöyle anlattı:
Bir güz mevsimi yine Adana ya gideceğiz tama mı tamam evden birer yorgan sırtımıza vurduk Adana'nın yolunu tuttuk.
Adana ya vardıh, babam abbas ne yapalım şimdi? Abbas dayım vallaha Garaba ben bilmem sen nasıl yaparsan bende ordayım.
Olmaz Garaba Ben Oraya Gitmem!
Hamdillah var gel bu gün orda kalalım yarın Allah kerim! Abbas olmaz Garaba ben oraya gitmem gece vahdı, adamlara olmaz.
Neyse yorgan sırtımızda sohah sohah dolaşıyoh, yorulduk, acıkdık, cebimizde metelik yoh, vaaah, vaah fakirliğin gitsin de gelmesin diyor ve davam ediyor. Şehri biraz çıktık bir boş ahır bulduk geceyi orda geçirdik.
Sabah oldu yine acıh, Abas ben gidip şu evden ekmek isdiyecam, Abbas boynunu büktü, gittim kapıyı çaldım, bi kadın çıktı, bacım iki gündür açız biraz ekmek verir misin? kadın içeri girdi elinde pendir, pekmez, zeytin, bi haylı yuha ekmekle geldi. Kadına savol dedim ayrıldım, Abbasın yanına geldim, sevincinden gözlerinin içi güldü, Garaba bunları nerden buldun, bunlar bize üç gün yeter dedi diyor.
Neyse yedik karnımız doydu haydı Abbas gene acıkmadan iş arayak akşama kadar iş aradık, iş yoh bulamadıh, Akşam gene o ahırda yattık. ev yok, yiyecek bitti, Abbas'a dedim ki, hanı ekmek almaya gittiğim ev varya, he dedi Abbas işte bu seferde sen gidip ekmek isteyeceksin, Abbas bana Garaba gurbanım beni salma ben azıma yüzüme bulaştırırım dediysede yüzüne iş…rim hep benmi gidecam kadın seni tanımıyo şindi de sen git dedim.
Abbası gönderdim, arkasından takip ettim, kapının one vardı, durdu geri döndü, bir iki adım attı, tekrar döndü kapıya vardı açıdım, Abbas ben buradayım kadın bi şey demez kapıya vur dedim. Abbas cesaretlendi, kapıya caldı, yine aynı kadın çıkıtı. Abbas ne dedi bilmiyom gadın gene yiyecek verdi, Abbas yiyecekle dönüyor.
Ondan sonrada ev bulduk, iş bulmuşlar biraz feraha kovuştuk.
Yazıyı, babamın ağzıyla aynen yazdım.
Keziban SOURİS
Kız motor Melek, gel beni şu kaz'larından kurtar!
Babamın ve Annemin Resimlerini Görünce;
Eyüp dayı’mın kızlarının bir anılarını burunören insanlarıyla paylaşmak istedim.
Bu anıyı dayımın kızı Hatice ağabeysi Süleyman’a anlatmış, ben de sizlerle paylaşayım dedim.
Bildiğimiz gibi köy yerinde akraba, komşu ziyaretleri sık olurdu. Dayımda babamı ihmal etmezdi günde bir iki kez bizde idi.
Bir gün yine dayım bize gelmiş, Eyüp dayımın karısı, kızları Nevinle Hatice’yi annemlere göndermiş gidin babanızı çağırın diye. Kızlar gelmişler o zamanda bizim kazlarımız çok olduğu gibi yabancıları ve çocukları eve yaklaştırmazdı. Kızlar geliyor kazlardan yanaşamıyor, Hatice yandan kıyıdan kazlardan kurtulup evin kapısına varıyor Nevin kalıyor ortada. Şimdi Nevin Hatice’ye yalvarıyor kız bacım gel beni de geçir diye, Hatice bana ne sen benden büyüksün ben nasıl geçtiysem sende de öyle geç! Olur, olmazdı, Nevinin kazlardan kurtuluş olmadığını anlayınca, avazı çıktığı kadar bağırıyor. (Bibisine bağırıyor).
Kız motor Melek gel beni şu kazlarından kurtar! Annem çıkıyor, vay babasının ağzına sı….dağım demek ben motor Melek ha gel bakalım bir iki çırpıştırıp, alıyor içeri.
Nevini ve Hatice’yi buradan hasretle kucaklar gözlerinizden öperin. Süleyman’a da bu anıyı bana anlattığı için kendisine teşekkür ederim.
Keziban
SULTAN DEMİRE KAYNANA DAYAGI;
Burada bende sultan bibimin bir dayak olayı ve benim hiç unutmadığım anım.
Zamanında kaynana dayağı yemeyen gelin çok nadirdi köyümüzde. Ev hali sabah Hüseyin ağam tarlaya çift sürmeye gitmiş, Hüseyin ağamın annesi, sultan bibimin kaynanası da, ( imir Güllü ) bibime kızmış, bastonunu alıp evi terk etmiş.
Ben o zaman konuşanları anlayacak yaşta idim. O gün akşama kadar
Bibimden yanıktı ağladı, anneme akraba olduğundan bütün sülaleyi kardı kattı. Tabi gün boyu arada bir sultan bibim saklanarak gelip, kaynanayı takip ediyor ve beni görmesin diye annemle işaretleşiyor ve gidiyor. Eve dönmeyeceğini bir daha onların yüzüne bakmayacağını, ver yansın, annem sakinleştirmek için ne yapı ise ikna edemedi.
Akşam yaklaşıyor Hüseyin ağam çiftten gelecek, anasını soracak, sultan bibim anan yok evde küstü gitti diyemez! Eee ne yapacak koca dayağı yemedense kaynananın bir baston darbesiyle kurtulacağını düşünen fakirim, bize geldi ana kâh gidek kolundan tutup kaldırmak için yaklaştı, yaklaşmasıyla sağlam üç baston darbesi kafasına, annem araya girdi, Sultan bibi sen git ben onu getiririm dedi.
Sultan bibimin yakarmaları halen kulaklarımda, Melek kurban oluyum, herifin huyunu biliyon herif gelmeden getir şunu eve dedi ve gitti. Annen Bağdat bibinin, Hüseyin ağamın başın yemin etti şimdi kalkıp benimle eve gitmezsen bir daha seninle konuşmam yüzüne de bakman. Kızının ve oğlunun başına edilen yemin gözünü korkutmuş olacak ki, annemin yardımı ile kalktı ve annem evine götürdü.
Keziban


























